İçeriğe geç

Cemaati Ayakta Tutan Unsur Din Mi, Yoksa Para ve Makam Mı?

Haftalar önce başladığım Fethullah Gülen CIA Ajanı Mı başlıklı yazı dizimizin bu haftaki bölümünde geçtiğimiz günlerde UTSO Başkanı Mustafa Kuvvet’in yaşadığı mağduriyet ile gündeme gelen cemaatin örgütlenme ve kadrolaşma faaliyetlerine değineceğim. Çoğunluğunu dini hassasiyetler taşıyan ve dinin vecibelerini yerine getiren kişilerin oluşturduğu bir oluşum olan Gülen cemaatinin yapısını sosyal, siyasal ve ticari faaliyetlerini ele alacağım.

Öncelikle bir yanlış anlaşılmayı düzeltmek istiyorum. Cemaat diyince anlaşılan yüzyıllardır İslam geleneğinde süre gelen ve Anadolu’nun İslamlaşmasında etkin rol alan Ahmet Yesevi, Hacı Bektaş-ı Veli, Mevlana, Yunus, Akşemseddin, Abdulhakim Arvasi, Abdulkadir-i Geylani gibi bir çok büyük şahsiyeti yetiştiren bir ekol olan tasavvuftaki cemaat anlayışı Gülen cemaatinin yapısı ile taban tabana zıttır. Buradaki yaşanan kavram kargaşası veya yanlış isim kullanma hadisesidir.

Yaptıkları toplantılarda, sohbetlerinde dini söylemler içeren konuşmalar yapan Gülen cemaati üyelerinin cemaat etkinliklerinin dini söylemleri ile uzaktan yakından ilgisi yoktur. Burada konuşulan cemaat olgusu her ne kadar medyaya yansımasa da (medya üzerinde cemaatin siyasi, ticari ve psikolojik baskıları önemli unsurdur) içerisinde ticaret, faiz (güya İslam’a uydurulmuş kılıflarla da olsa), siyaset, bürokratik kadrolaşma, sivil toplum kuruluşlarını ele geçirme hareketleri, kent yönetiminde etkin olan sosyal kuruluşlara tesir etme gibi pek çok objeyi içinde barındırır.

Cemaat toplantılarına gidenler bilirler, ki bilenler bilir benimde zaman zaman katılmışlığım vardır, cemaatin toplantılarında ekonomik durumlarına ve bulundukları mevkiye göre 4 ayrı sınıf oluşturulur. Fakirler zümresi; burada asgari ücretli işçiler, işsizler ve alt tabaka memurlar vardır. Orta halliler zümresi; bu zümrede esnaf, geliri orta derecede olan küçük iş adamları, emekliler ve öğretmen, imam, polis gibi memurlar ve fabrikalarda yönetim kademesinde bulunan personel vardır. Üst tabaka; zengin iş adamları, siyasette ve bürokraside söz sahibi olan mevki sahipleri, doktor, mimar ve mühendis gibi gelirleri üst seviyede olan memur ve iş adamları vardır. Son olarak ise Kremlin Kremlin diye de adlandırabileceğimiz en üst elit tabaka vardır ki bunlar sayıca az olup çok cilalıdırlar, kendilerine ulaşmayı zorlaştırırlar, halka ve cemaatin alt tabakasıyla aralarına mesafe koyarlar.

Bu yapı hiçbir yönüyle dinimizle uzaktan yakından ilgisi olmayan bir yapı olup, insanlara biat kültürünü aşılamak ve özgüven eksikliği hissettirerek sürü haline dönüştürüp, kalabalıkları belli maksatlarda kullanmak için güdebilmek maksatlı oluşturulan yapılarda mevcuttur. Cemaat mensuplarının körü körüne mensubiyet ve aidiyet hissi ile bağlı olmalarının zemini hazırlayan temel sebeplerden birisi budur.

Herhangi bir tabakada cemaat toplantılarına iştirak eden kişiler kendilerini bir üst tabakadaki toplantıya katılanlara nazaran ezik ve küçük hissederler, bilinçaltlarına yerleştirilen aşağılık duygusunun yanında “ben de bu üst tabaka toplantılarına katılmalıyım” şeklindeki özenti ve imrenme halinin hırsa dönüşmesi neticesinde kişi kendi kişiliğinden sıyrılıp hedefe kilitlenmiş bir avcı misali yükselmek için her yolu mübah görerek hareket alanlarını belirler.

Cemaatin yapısını fertler üzerinde ve toplumda bıraktığı negatif etkileri, fert ve aile bazında yaşanan cemaat mağduriyetlerini (özellikle ilimizde dersane, özel okul, yurt gibi cemaatle ilişkili kurumlarda yaşanan mağduriyet örneklerini), cemaat vasıtasıyla insanların yaşadığını sandığı din ile dinimiz İslam’ın arasındaki tezatları, cemaatin siyasete, bürokrasiye, kurumlardaki atama ve kadrolaşmaya etkilerini bir sonraki yazımızda ele almaya devam edeceğiz.

Yazı dizimizin bir önceki bölümü (Fethullah Gülen’in Yahudi Lobileriyle İşi Ne?) için tıklayınız.

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

2011 yılından beri Vedat Orhan'a aittir!