İçeriğe geç

Dilek Akagün Yılmaz’ın Bir Yıllık Milletvekilliğinin Değerlendirmesi

12 Haziran Genel Seçimlerinin ardından Uşak Halkını temsilen Ankara’ya gitmeye hak kazanan üç Milletvekilinin de bir yıllık karnesini oluşturmak için bir çalışma yaptık. İlk olarak CHP Uşak Milletvekili Dilek Akagün Yılmaz’ın bir yılını değerlendireceğim.

Uşak’ın geçtiğimiz yıl seçilerek TBMM’ye gönderdiği üç Milletvekili için seçim sürecinden itibaren gerek basın, protokol ile gerek halk ile gerekse parti tabanı ile ilişkilerini gözden geçirdiğim, kamuoyunda konuşulanları ve parti kulislerini de süzgeçten geçirerek derlediğim bir çalışma hazırladım.

Hem Ak Parti’nin iki Milletvekili İsmail Güneş ve Mehmet Altay hem de CHP’li Milletvekili Dilek Akagün Yılmaz için bir yıllık çalışmalarını ve katkılarını gözlemlediğim çalışmamın kendilerine ayna tutması ve istifade etmesi temennisi ile ilk olarak Dilek Akagün Yılmaz’ı yayımlıyorum.

Dilek Akagün Yılmaz, Cumhuriyet Halk Partisi’nin en bilindik isimlerinden bir tanesi, çok uzun yıllardır eşi Fuat Yılmaz ile birlikte partinin her kademesinde görev almış parti açısından önemli bir isim. Geçmişte eşi İl Başkanlığı kendisi de merkez ilçe başkanlığı görevlerinde bulundu. Hatta eşi Fuat Yılmaz 1999 yerel seçimlerinde belediye başkan adayı idi fakat seçimlerden hiç umulmayan bir yenilgi ile çıkmıştı. Fuat Yılmaz’da Dilek Akagün Yılmaz’da CHP ve Uşak Siyasetinin hep en etkin ve en önemli isimleri olmayı bir şekilde başarmışlardı, Ancak Deniz Baykal döneminde her nedense genel merkez ile yıldızları bir türlü barışmamıştı. Kılıçdaroğlu’nun partiye gelmesinin ardından estirilen demokratikleşme rüzgarını fırsat bilen Dilek Akagün Yılmaz ön seçimlerde aday adaylığını açıkladı. Yaklaşık on beş aday adayının arasından Mustafa Aydın gibi Erol Gilim gibi il başkanı İsmail Demirel gibi bir çok ismi geride bırakarak birinci sıraya yerleşmeyi başaran Yılmaz seçim çalışmaları sırasında çok ciddi bir performans sergilemişti.

Seçim çalışmaları esnasında bazı gazeteciler kendilerine posta yolu ile servis edilen karakol tutanaklarını (sözde belgeler) içeriğine değinmeden ellerinde belgeler olduğunu ve bunu açıklayacaklarını söyleyip kamuoyu oluşturmaya çalışıyordu. Bu arada fısıltı gazeteleri yolu ile aynı isimler üstü kapalı olarak Yılmaz’ın terör örgütü üyesi olduğu balonunu yayıyor ve kendisi hakkında çok önemli belgeler olduğunu ve yayımlayacaklarını iddia ediyordu. Daha sonra yaptıkları bir basın açıklamasın da aynı sözleri tekrarlamaları üzerine Uşak Haber Merkezi muhabiri kendilerini belge dedikleri şeyi açıklamaya davet etti. Aksi takdir de kendilerinin şantaj yaptığını yazacağını söyledi bunun üzerine belge dedikleri tutanakları teslim etmek zorunda kalan sözüm ona gazeteciler adeta ters köşeye yatmış gibi olmuşlardı. Çok önemli belge diye ellerinde gezdirdikleri ancak kimseye göstermedikleri kağıtların Dilek Yılmaz’ın seksen öncesi yargılandığı ve beraat ettiği bir konu ile ilgili karakol ifadelerinin bulunduğu tutanaklar olduğu anlaşılmış ve Uşak Haber Merkezi bu durumu “Dilek Akagün Yılmaz ile İlgili Belge İddiaları Fos Çıktı” başlığı ile haberleştirmiş ve beraat kararı ile beraber sözde belgeleri yayımlayıvermişti. Bu durum o dönemde kamuoyunda Uşak Haber Merkezi oyunu bozdu şeklinde yorumlanmıştı.

Dilek Akagün Yılmaz bildiğim kadarı ile bu yüzden o dönemde birlikte hareket eden dört yada beş gazeteci ile mahkemelik olmuştu. Neyse AKP’nin 3-0 ütopyası gerçek olamamış Hazim Sesli’nin yerine CHP’den Dilek Akagün Yılmaz Milletvekili olmuş ve ilimizi temsilen TBMM’ne gitmeye hak kazanmıştı.

TBMM’de CHP iki milletvekilinin hapiste olmasını bahane göstererek yemin etmeme kararı aldığını açıkladı. Anlamsız yemin krizinin ardından konjüktürde hiç bir değişiklik olmamasına rağmen birden yemine ikna olan CHP’li Milletvekilleri ile beraber yemin eden Dilek Akagün Yılmaz’ın gecikmeli yemin merasimi sırasında heyecanlı olduğu hatta yemin metnini okuduğu esnada dilinin sürçtüğü gözlerden kaçmamıştı. Ancak Yılmaz bu heyecanını kısa sürede yendi ve Meclis kürsüsünde sık sık söz alarak önemli konuşmalara imza attı.

Çok uzaması sebebi ile yazımı iki bölüm olarak kaleme aldım. İkinci bölümünde Yılmaz’ın Meclisteki performansını, verdiği soru önergeleri yaptığı konuşmalar ve basında ve kamuoyunda uyandırdığı algıya değineceğim. Tabiki Uşak halkı ile ve parti tabanı ile olan diyaloğundan ve Yılmaz hakkındaki memnuniyetsizliklerden de olumlu olumsuz bulunan yönlerinden de bahsedeceğim.

Yazının devamı için tıklayınız

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

2011 yılından beri Vedat Orhan'a aittir!