İçeriğe geç

Gülen’in Ekmeleddin İhsanoğlu’nu işaret etmesi, eminim Tayyip Erdoğan’a yaramıştır!

Fethullah Gülen son konuşmasında Ekmeleddin diyemedi ama tam 6 kez Ekmel diyerek Cumhurbaşkanı Adayı, Ekmeleddin İhsanoğlu’na destek imasında bulundu. Uzun zamandır İsrail’e beddua etmesi beklenen Gülen, İsrail’i işin içine katmasa da bedduayı ihmal etmedi. Peki bu duruma Ülkücüler ve Atatürk’çüler ne diyecek? Acaba Gülen’in işaret etmesi İhsanoğlu’na fayda mı yoksa zarar mı getirecek?

Yıllarca Atatürk’e ve devrimlerine ayrıca Türk Milliyetçiliğine karşı fikirlerini dillendirdiği sohbetleri ile tanınan, “Dinlerarası Diyalog” yapacağız diyerek Hristiyan aleminin en başı olan ve Haçlıların akıttığı kana adeta cevaz veren Papa’ya; “Hazret, Cenap” gibi ululuk atfeden terimleri de içeren övgü dolu cümleler kurarak, İslam alimlerinin ve samimi müslümanların tepkilerini üzerine toplayan Fethullah Gülenson zamanlarda Başbakan’ın kendisine yönelttiği eleştiriler ve yapılan operasyonların ardından kanaatimce hepten şaşırdı. Keza yaptığı son konuşmaları dinleyen aklı selim bir çok insan da benimle aynı kanate varacağından ve en iyimser ifade ile aynı kelimeyi kullanarak, hakikaten şaşırmış diyeceğinden eminim.

Bilindiği gibi, Fethullah Gülen yıllardır mevcut statüko ile (28 Şubat süreci dahil) sürekli olarak iyi geçinen, gerek Milletten toplanılan destekler ile gerek kurulan işletmelerin kazandığı para ile ve gerekse Devlet desteği ile sürekli büyümeyi başarmış bir yapı oluşturdu. Gülen’in adına “Hizmet hareketi” ya da “cemiyet” dediği, halk arasında “cemaat” olarak adlandırılan bu yapının kurulduğu tarihten itibaren Ak Parti ile de arası oldukça iyiydi. Siyasetin içine çoğu kez bizzat katılarak bir şekilde Ak Parti’yi gerek basın yayın organları vasıtası ile gerekse diğer güçleri vasıtası ile destekleyen bu yapı “17 Aralık” adı verilen bir süreç ile birden bire bambaşka bir anlayışa büründü ve Ak Parti ile çok çetin bir savaşın içerisinde kendisini buldu. Başbakan Tayyip Erdoğan’ın iddiasına göre Devlet içerisinde Paralel bir yapı oluşturan Gülen Hareketi’nin nihai hedefi Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni ele geçirmekti. Gülen’e göre ise; Tayyip Erdoğan’ın gerek kendisi gerekse bazı partili arkadaşları bir takım yolsuzluklara bulaşmıştı. Kimin iddiası ne kadar doğrudur? Kim ne kadar haklıdır? Bu konuya şimdilik girecek değilim. Kaldı ki bunu zaman gösterecek. İlerleyen günlerde belki bu hususta sağlıklı bir değerlendirme yapma imkanı bulabiliriz.

Gülen’in geçtiğimiz gün yayımlanan son videosunu izledim ve İhsanoğlu bu konuşmayı izlediyse “bence derhal internetten kaldırılsın ricasında bulunmuştur” şeklinde yanımdaki arkadaşlara değerlendirmede bulundum. İsrial’e beddua etmesi için sosyal medya üzerinden neredeyse Türk Milleti’nin tamamı ve Sayın Başbakan tarafından sıkıştırılan Gülen’in, bilindiği üzere İsrail’e herhangi bir bedduasına malesef rastlanmadı.Ama Gülen nedense ikidir çıkıp çıkıp birilerine beddua ediyor. Sayın Gülen bu kez çalana, çarpana, yolsuzluk yapana, hatta arpa kadar harama bulaşana bile ağır beddualar etmiş. (Arpa kadar harama bulaşanlar dikkat) Konuşmasının başında; İmanı Ekmel, İslamı Ekmel, İhsanı Ekmel, İhlası Ekmel, Rıza-i Ekmel, Yakıni Ekmel demeliyiz şeklinde tavsiyelerde bulunan Gülen’in bu hareketi izleyen herkes tarafından tam da Cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde, “Ekmeleddin İhsanoğlu’nu işaret ediyor” şeklinde yorumlandı. Elbette Sayın Gülen’in de her Türk vatandaşı gibi kendisini seven ya da sevmeyen herkese fikrini beyan etme ve birilerine destek olma hürriyeti vardır. Ama politika öyle bir kulvardır ki, bazen destek olduğunuz kişiye desteğinizi açıklamanız zarar getirir. Bu yüzden politikacılar yanlarında itibarlı insanlar ile gezmeye dikkat ve özen gösterirler. İtibarı sıfıra inmiş insanlar ile yanyana gözükmemeye itina gösterirler.

Yıllar önce, yani Gülen Cemaati’nin en etkin olduğu ve iktidardan aldığı güçle adeta korku saçtığı konuşulan dönemlerde yazdığım bazı köşe yazılarında Fethullah Gülen’in yanlış gördüğüm bir çok icraatını defalarca eleştirmekten asla geri durmamış bir yazar olarak, bugün de Gülen’in son yaptığı konuşmanın ardından bir değerlendirme yapayım ve bir kaç tavsiyede bulunayım istedim. Gülen’in bu açıklamalarının seçim sonuçlarına nasıl yansıyabileceğine ilişkin öngörümü de ortaya koymuş olayım istedim. Hatırlanacağı üzere, Papa’ya yazdığı bir mektupta Gülen aynen şu ifadeleri kullanmıştı. “Papa 6. Paul Cenapları tarafından başlatılan ve devam etmekte olan Dinlerarası Diyalog İçin Papalık Konseyi (PCID) misyonunun bir parçası olmak üzere burada bulunuyoruz. Bu misyonun tahakkuk edişini görmeyi arzu ediyoruz. En aciz bir şekilde hatta biraz cüretle, bu pek kıymetli hizmetinizi icra etme yolunda en mütevazı yardımlarımızı sunmak için size geldik.” Bu ifadeler sizce hangi samimi müslümanı rahatsız etmez.Yani bu ifadelerinin ve Dinlerarası Diyalog sürecinde yapılan bir çok itikadi düzeyde yanlışın ardından, aslında Gülen’in samimi müslümanlar arasında neredeyse hiç itibarı kalmamıştı diyebilirim. Dini konularla iştigali olupta kendi cemaatinden olmayan hemen herkes Gülen’e karşı zaten mesafeliydi. Yani Gülen’in bir politikacıyı işaret etmesi hiç bir samimi müslümanı (hala kendi cemaatine gidip gelen çok az sayıdaki insan dışında) eminim ki etkilemeyecektir. 

Fethullah Gülen’e, CHP tabanı ve Atatürk’çü kesim; zaten Dinlerarası Diyalog sürecinden de önce ciddi bir mesafede durmaktaydı. Yani Fethullah Gülen’in söylemleri ve yaptıkları en başından beri CHP tabanında karşılık bulmadı. Hatta Gülen’le ilgili olumlu cümle kuran CHP’li bulmak oldukça zordu hala da zordur. Bunun yanısıra Milliyetçi ya da Ülkücü olarak adlandırılan grupla da zaman zaman sizler “gaza ordususunuz bizler dua ordusuyuz” şeklinde tabirimi maruz görün gaz vermek sureti ile yakınlaşma çabası olsa da, Gülen’in bu kesimde de nüfuzu yok denecek kadar azdır. Kısmen Muhsin Yazıcıoğlu ile hareket eden ve kendilerini Alperenler olarak adlandıran grup üzerinde belki etkisi olabilir ama onlarında sayılarının oldukça az olduğu bilinmektedir. Yani demem o ki Gülen’in; Ekmeleddin İhsanoğlu’nu, dolaylı yada açıkça işaret etmesi, sadece halen kendisini Gülen’e bağlı hissedebilen küçük bir grubun üzerinde bir etki oluşturabilir ki Onlar zaten var güçleri ile Sayın İhsanoğlu’na destek olmaktalar. Yani bahsettiğim bu grup için ekstradan işarete ya da açıkça oy istemeye hiç lüzum yoktu. Bu nedenle demek istediğim şu ki Fethullah Gülen’in bu açıklaması, ancak Ekmeleddin İhsanoğlu’nu çatı aday olarak gösteren partilerin tabanının kafasını karıştırmaya yarar ve İhsanoğlu’na zarar verir diye düşünüyorum. Tabiki bu yazdıklarım benim şahsi kanaatimdir ve beni bağlar ama görünen oki zaten alternatifsizlikten şikayet eden CHP ve MHP tabanının bu açıklamanın ardından kafası biraz daha karışacak. “Sandığa gitmeyip boykot edelim”şeklinde propaganda faaliyetleri yürüten kesimlerin ise elini güçlendireecek.

Tavsiye ediyorum ki yaptığı son iki konuşma da ettiği bedduaları şöyle bir dinleyen herkesin “ne diyor bu Hoca ya”, demekten kendini alamayacağını düşündüğüm Fethullah Gülen’e rica etsin politikacılar ki şu aşama da kesinlikle, kendi lehlerinde bir açıklamada bulunmasın. Pazar günkü seçimlerin Memleketimize, Milletimize hayır ve birlik getirmesi temennisi ile Esenkalın.

Kaynak: Uşak Haber Merkezi

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

2011 yılından beri Vedat Orhan'a aittir!