İçeriğe geç

Kent Konseyi Seçiminin Düşündürdükleri ve Uşak

Avrupa Birliği’ne uyum süreci içerisinde ülkenin gündemine getirilen, Avrupa yerel yönetimlere özerklik getirilmesi şartının gereği olan Kent Konseyi Türkiye’nin sosyo-kültürel yapısına uygun mudur, ya da uydurulabilir mi gibi sorular akıllarda takılı durakoysun süreç hızla işliyor.

Gündem 21 ve Habitat II’nin, öngördüğü ilkeler doğrultusunda, halkın yönetimde söz sahibi olabilmesini kitlesel hareketler ile kamuoyu oluşturup talep ve şikayetleri demokratik bir ortamda yetkiliere iletebilme zemini sağlayabilmesini ve sivil toplum örgütlerinin özendirilmesini ve yönetim ile denetim hususunda işlevsel hale gelmesini sağlamak gayelerini güden Kent Konseyi amacına ulaşabilecek mi soruları arasında bir genel kurulu daha geride bıraktık.

Süreci yakınen takip eden birisi olarak Kent Konseyi ve Genel Kurul ile ilgili tespitlerimi, dikkatimi çeken önemli noktaları maddeler halinde sizlerle paylaşacağım.

1) Uşak’ta Kent Konseyi genel kuruluna katılan sivil toplum kuruluşlarının toplam sayısının 200 civarında olması (üstelik çoğunluğu sendika, daire amirlikleri vs.) ve bu sivil toplum örgütlerine özellikle bazı derneklere üye olanların sayısının 20’yi geçmemesi, genelde aynı yüzlerden oluşuyor olması beni bir hayli düşündürüyor ve yaşadığım kentin sosyal gelişimi açısından kaygılandırıyor. “Dernekler ya vergi kaçırmak maksadı ile kurulan basit kuruluşlar ya da bir kimlik, bir etiket peşindeki insanların bir araya gelerek oluşturdukları kurumlardır” anlayışından Uşak derhal kurtarılmalıdır.

2) Kent Konseyinin Gençlik ve Kadın Meclisleri kağıt üzerinde kurulu ancak ne gençler ne de kadınlar burada aktif hale malesef getirilememiş. Kent Konseyinin alt birimleri ivedilikle işlevsel hale getirilmeli, bunun için herkes üzerine düşeni yapmalı…

3) Kent Konseyi siyasallaştırılmamalı ve her kesimin insanı kucaklanmalı, her çevreden gelen eleştiri ve öneriye açık olmalı.

Kent Konseyi seçimleri esnasında Uşak adına kaygılardan ziyade siyasetin konuşulması gerçekten çok üzücü bir durum olarak karşımıza çıktı. Yerel siyasetçiler, başta iktidar partisi olmak üzere muhalefette bulunanlarla birlikte hareket edip insiyatif kullanarak siyaseti karıştırmayabilirdi. Ancak siyaset genel kurula damgasını vurdu.

MHP kanadı
önce Ahmet Gürten’i aday çıkarttı. Ardından Gürten’in sendikada kendisinin adaylığına oluşan tepki sebebi ile çekilmesi üzerine aday çıkartmayıp adaylarla kendilerinden yürütmeye aday yazılması şartı ile pazarlığa oturdular. Başkan adayları içerisinde yürütmeye üç kişi yazmayı kabul eden İsmail Vural’ı destekleme kararı aldılar.

Üstelik Konseye verdiği emekler ve tecrübesi sebebi ile tüm adayların ve genel kurul üyelerinin büyük çoğunluğunun takdirini kazanarak herkesin listesinde ismi geçen Emine Yıldırım’ın Zafer Aydın’ın listesinden daha önce söz verip yazılmasına rağmen pazarlık gereği çekilmesinin istendiği iddiaları da gerçekten üzücüydü. Hem Kent Konseyi hakkındaki bilgisi hem tecrübesi hem siyasi yönünün olması hem de Jeoloji Mühendisi olmasından dolayı teknik yönden istifade edilebilme ihtimali ile her adayın listesinde yer verdiği Yıldırım’ın verdiği sözün ardında sonuna dek durduğu kendisini tanıyanların malumudur. Kaldı ki rüştünü tüm kamuoyuna geçtiğimiz seçimlerde ortaya koyduğu çalışmalar ile ispat etmiştir. Nezaketi ve hanımefendiliği ile tanınan bu insanı da zor durumda bırakma pahasına siyaseti bu denli seçimlere sokmak ne kadar akıl kârıdır düşünmek gerek.

CHP’de ise aday çıkartamamış olmanın verdiği bir sıkıntı ile herkes serbest hareket etti. Birlik içinde hareket edilemedi.

Ak Parti kanadında ise işin en başından itibaren yaşanan gariplikler son ana dek devam etti.
Edinilen bilgiye göre Cafer Çankaya Ak Parti yönetim kurulunda “ben Ak Parti’nin adayıyım arkadaşlar, sizlerin desteğini bekliyorum” dedi. Bunun üzerine buz gibi bir hava esti ve kendisini AK Parti adayı olarak kabul etmeyenlerin mırıldandığı, ardından da konunun kapatıldığı öğrenildi. Zafer Aydın’ın zaten Ak Parti iktidarında sağlık müdürlüğü yaptığının bilinmesi onu da siyasallaştırdı. Son olarak İsmail Vural’ın son anda Ak Partili yönetici ve Milletvekilleri ile yenilen akşam yemeğinin ardından cemaat, MHP ve Serhat Eren gibi bazı Ak Parti’lilerin desteğini alarak aday olması hepsinin üzerine adeta tuz biber ekti.

Hele genel kurul günü ilk turun ardından İsmail Vural’a adaylıktan çekilmesi için uygulanan baskı beni çok şaşırttı ve üzdü. Ak Parti’nin teşkilat Başkanı vasfı ile genel kurulda oy verecekleri aradığı ve “Zafer Aydın Ak Parti adayıdır, onu destekliyoruz” diyerek oy istediği iddia edilen Zübeyir Yıldırım’ın, bizzat şahit olduğum, İsmail Vural’ın çekilmesini isterken ki tavrı ve tarzı da son derece çirkin bir görüntünün oluşmasına sebep oldu kanaatindeyim. Yıldırım belki haklıdır, gerçekten Ak Parti adaylarından en fazla oy alanın lehinde az olanların çekilmesi için önceden bir anlaşma yapılmış olabiliir. Ama varsayalım böyle bir anlaşma var ve bu anlaşamaya İsmail Vural uymadı. Siz Ak Parti olarak bunun gereğini kendi içinizde yapabilirsiniz. Gerekirse parti disiplin kuruluna olayı taşıyabilirsiniz ancak orada gözümle şahit olduğum uslup ve tarz ile bir adaya çekilmesini yönünde baskı yapılması Kent Konseyi genel kuruluna gölge düşürdü, diye düşünüyorum.

Bu üç maddelik talebimi okuyacağından ve gereğini yapacağından hiç kuşku duymadığım beyefendiliği, birikimi ve samimiyeti ile Kent Konseyine çok şey katacağına dair bende bir izlenim uyandıran Kent Konseyi Başkanı Dr. Zafer Aydın’a başarılar dileyerek yazımı noktalıyorum.

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

2011 yılından beri Vedat Orhan'a aittir!