İçeriğe geç

Kışladağ Altın Madeni’nde (TÜPRAG) Olan Biten ve Kente Katkısı Neden Kimsenin Umurunda Değil?

Eşme ile Ulubey arasında, beklentinin çok üzerinde para kazandıran, Avrupa’nın en büyük altın madeni işletilmekte… Oysa kente olası zararı ya da katkısı hiç tartışılamıyor. Bu konu ile ilgili, iktidarı muhalefeti ile siyasilerin, sivil toplum kuruluşlarının çevrecilerin suskunluğunun anlamı ne? TÜPRAG firması meselelerinin halli için nasıl bir yol takip ediyor?

Uşak’ta paraya sıkışan kurumun ya da kuruluşun, özellikle basının maddi destek ya da katkı sözkonusu olduğunda ilk uğrak yerlerinden birisi hiç kuşkusuz TÜPRAG. Bu durum bence de gayet doğal, çünkü kentimizde bulunan bir madeni çıkararak tonla para kazanan bir firmadan okul, cami, yol yapımından tutunda kentin sosyal ve kültürel etkinliklerine varıncaya dek her alanda katkı beklenmesi elbetteki tabiidir.

Aslında bir kentte iş yapan para kazandıran her işletmenin o kente istese de istemese de katkısı olduğu gibi istese de istemese de zararları da dokunur. İşte bu olası zararları sebebi ile işletmeler; vergi ödemek işçi çalıştırmak gibi zaruri fillerin dışında maddi manevi katkıları da o kentin insanına belli ölçülerde de olsa sunmalıdır. Kentte iş yaparak para kazanan her işletme yaptığı işe göre o kente belli zararlar verebilme potansiyeline sahiptir. Mesela Fabrikalar gerek çevre ve gerekse gürültü kirliliğine ne kadar tedbir alınsa da istemeden de olsa yol açmaktadır. En basitinden bir esnaf kahve işletiyorsa o kahvenin etrafında oturanların olası rahatsızlıklarından dolayı bile bir haksızlığa yol açmış olabilir. Kaldırımı işgal eden esnaf gibi çoğaltılabilir. Kentin gerek siyasi gerek sosyo kültürel gerekse çevreyi ilgilendiren tüm etkinliklere kazancı ve oluşturduğu risk oranında her işletme katkı sağlamalıdır.

TÜPRAG firması da ülkenin bilinen altın rezervinin üçte birinin bulunduğu bilinen Kışladağ Altın Madenini işletmekte ve tonlarca altından elde ettiği devasa karı Kanada’ya götürmektedir. 40 tona yakın altını çıkardığını düşündüğüm TÜPRAG firmasının altının tonunun yaklaşık 54 Milyon dolar olduğu gerçeği gözönünde bulundurulursa, tahminim yaklaşık 2 Milyar 160 Milyon dolarlık altın çıkarmış olur ki bu durumda 4 katrilyon liralık altın çıkarıldı demektir. Yazımı okuyanların devasa rakamı görünce dudak büktüğünü görür gibiyim ki bunun ne kadarı kardır bilemeyiz elbette ama bu rakamlarla onlarca Uşak sıfırdan inşa edilir.

Siyanürün zararlarının sıklıkla konuşulduğu bir dönemde bu kadar para kazanmasına karşın TÜPRAG Firmasının Uşak’a katkısı nedir sormadan geçemiyor insan? Nasıl oluyorda çevre köyler başta olmak üzere iki ilçenin kurum kuruluşları yetkili organları olanı biteni sessizce seyrediyor? TÜPRAG firmasının bu konuların kamuoyunda tartışılmasını önlemekte kullandığı argümanlar neler? Bunları uzun uzun araştırdım bir sonraki yazımda bu hususlar ile ilgili çok çarpıcı iddiaları ve aşağıdaki çok önemli soruların detaylarını sizlerle paylaşacağım.

TÜPRAG firmasında ve geçtiğimiz aylarda kanserden ölen bir işçi var mı? Maden bünyesinde çalışan ve kanser olduğu tespit edilen başka çalışanlar var mı? İşçilerin kanser hastalığına yakalanmasının Siyanür ile ilişkisi olabilir mi?

2010 yılında TÜPRAG’da musluk suyuna siyanür karıştığı tespit edildi mi? Bu zamanında farkedilmese ne gibi risklere yol açabilirdi? Böyle bir ihmal böylesine tehlikeli bir zehirin kullanıldığı bir işletmede nasıl yapılabilir?

Liç sahasına serilen mebranın üzerine dökülen çakıl oksitli çıktığı için hiç mebranın delindiği ve siyanürün toprağa karıştığı oldu mu?

TÜPRAG’da kırıcı ekipte çalışan ve yüz felci geçiren işçiler oldu mu? Oldu ise bunlar kamuoyuna neden yansımadı?

Çevre köylerde yaşayan kişilerden tahlil için kan örneği alan kişilerden Kaymakamlık makamında Jandarma zoru ile ellerindeki numune kanlar alındığı doğru mu? Doğru ise çevre köylerde yaşayan insanların kan tahlillerinin yapılmasından kimler neden çekiniyor?

TÜPRAG’ın tonlarca patlayıcı barındırdığı patlayıcı deposunda hangi eksiklikler tespit edildi? Daha sonra TÜPRAG hangi kuruma bağışta bulundu?

TÜPRAG’ın Siyaset Bürokrasi ve Sosyal Hayattaki aktörler arasında paslaştığı isimler var mı? Varsa bu ilişkileri hangi minval üzerinden yürütüp ayarlıyorlar?

Peki bunca olup biteni TÜPRAG kamuoyundan nasıl gizliyor? Bu yazımı okuyanların şunu söylediklerini duyar gibiyim sanırım TÜPRAG Size para vermedi o yüzden yazıyorsunuz? Bu gibi söylemlerin sebebi ne? TÜPRAG Basına sus payı mı veriyor? Uşak Haber Merkezi ekibinin bu yönde bir talebi olmuş mu? Yada bu yazıyı yazmaktaki amacı bu firmadan para sızdırmak mıdır?

Bu ve buna benzer bir çok iddiayı detayları ile bir sonraki yazımda sizlerle paylaşacağım.

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

2011 yılından beri Vedat Orhan'a aittir!