İçeriğe geç

Türk Milleti’ne koyun diyenler büyük hata içindeler! Peki neden?

Bu günlerde Türk Milleti siyaseti duymak, konuşmak dahi istemeyecek kadar, siyasetten ve siyasetçiden umudunu kesmiş durumda. Yaşadığımız sıkıntı ve problemlerin tamamına yakınında en çok suçlanan kesim siyasetçiler haline geldi. Bir parça gazetecilere, bir parça da bürokrasi ve yargı ya da ordunun üst kademelerini de suçlasakta genel olarak eşiğine geldiğimiz uçurumu oluşturanın da, bizi milletçe bu noktaya getirenin de siyasetçi olduğunu düşünür hale geldik. Oysa, varsa bir çözüm ya da çıkış noktası yine siyasette aranmalı. İşte bu gerçeği de göz ardı ederek sadece hayırlısı deyip bekliyoruz. Siyasetçiye olan güvenimizi tamamen yitirmiş durumdayız. Varsa da dişe dokunur sözler eden, mantıklı şeyler konuşan siyasiler artık samimi gelmiyor. Zira sütten ağzı yananlar yoğurdu üflemeye koyuldular.

Aslında hiç kimsenin zannetiği gibi koyun değil halkımız, emin olun siz ne kadar farkında iseniz olan bitenin Ak Parti seçmeni de CHP seçmeni de MHP seçmeni de, küçük partilerin seçmeni de gelinen noktanın vehametinin farkında. Herkes terörü azdıranın da, ekonomiyi batıranın da, ülkeyi dış dünyada yapayalnız bırakanın da, devletin kurumlarını güvenilmez haline getirenlerin de ülkeyi yönetenler ya da yönettiği iddia edilenler olduğunun farkında aslında. Herkes farkında ahlaki çöküntünün müthiş bir ivme kazandığının, herkes farkında aile kurumunun tarumar edildiğinin, herkes farkında çocuklarının geleceğinin çok karanlık olduğunun ve üstelik okullarda eğitim diye bir şeyin kalmadığının, herkes farkında küçük çocukların ırzına geçilmesinin ve pişkince savunulmasının ne manaya geldiğinin, herkes farkında Güneydoğu Anadolu Bölgesinin kontrolümüzden çıkartılıp bölünme noktasına getirildiğinin, herkes farkında hülasa ülkenin adeta çivisinin çıktığının. Fakat kimse çıkış yolu bulunması gerektiğinin farkında değil. Kimse çözümün kapılarımızı neredeyse tamamen kapadığımız, sadece oy vererek mizanseni tamamladığımız siyasette olduğunun farkında değil. Kimse ülkemiz bölünürse neler olabileceğinin farkında değil? Kimse bu gidişe dur denmediği takdirde yeniden fiili işgalle karşılaşabileceğimizin farkında değil.

Aslında belki de herkes bu düştüğümüz badireden kurtuluşun siyasette olduğunun da farkında ve yok olmanın eşiğinde olduğumuzun da farkında ama güvenebileceği samimi, dürüst konuşmalar yapan, Türk Milletini dünyada iyi temsil edecek, ekonomiden, sanayiye, bilimden, teknolojiye, tarımdan, hayvancılığa, balıkçılıktan, turizme, jeotermal turizminden, yer altı zenginliklerimizi ortaya çıkarmaya, akarsu ya da rüzgarlarımızdan enerji üretmekten, orman arazilerimizi doğru değerlendirmeye pek çok alanda büyük hamleler ve atılımlar yapabilecek projesi olan, Türkiye’yi kainat devleti konumuna getirebilecek vizyona sahip, daha içten daha samimi daha halktan yana hatta halkçı, Atatürk’ün devrimleri ile de bu milletin değerleri ile de problemi olmayan, şaibesiz, karizmatik hitabeti güçlü bir lider ve kadro göremiyor ortalıkta… Recep Tayyip Erdoğan güven vermediği gibi millette O’nun atadığı hiç bir isim alemi cihan olsa millette zerre umut oluşturabileceğe benzemiyor. Yani zaten ülkenin geldiği bu noktanın en büyük müsebbibi olarak görülen Ak Parti kadrolarına bu millet bir daha destek vermez ve emin olun vermeyecek. Düşünsenize; siz Hakkarili olsanız, Siirtli olsanız, Diyarbakır ya da Surlu olsanız, petrol maaşları umut ederken BOP’un yıldızı şehirlerde lüks ve bolluk içinde yaşamayı hayal ederken, size bu hayalleri kurdurtarak iktidara gelen parti sizin evinizi başınıza yıksa, sizi şehirlerinizden çıkarmak zorunda kalsa ve kentinizden göçe zorlansanız bir daha o iktidara oy verir misiniz? Siz hiç Karadenizlilerin PKK’ya verilen bunca tavizden sonra Milliyetçi söylemlere kayan Ak Parti’nin bu tuzağını görmeyeceğini mi düşünüyorsunuz yoksa? İnanın yanılıyorsunuz. Gidin yaşadığınız kentin varoşlarına AKP’nin en çok oy aldığı yerlerde bile artık AKP’yi savunan tek tük insan kaldı. Kaldı ki; banka kıskacına terk edilmiş ve uygulanan yanlış politikalar ile adeta birbirine düşürülmüş köylüler de AKP’ye bu saatten sonra kredi vermeyecek. Lakin asıl problem şu ki; millet ne Bahçeli’nin başında olduğu MHP’ye ne de Kılıçdaroğlu’nun yeni CHP’sine güvenmiyor.

Yaptırdığımız kamuoyu ve anket çalışmalarında CHP’ye oy veren insanların ezici çoğunluğu niçin CHP’ye oy verdiniz sorusuna; “CHP yok olmasın varlığını sürdürsün” diye oy verdiğini söylüyor. Yani CHP’ye oy veren seçmen kitle bile CHP’nin iktidara gelebileceğine inanmıyor. Kaldı ki başka partilere oy veren seçmene de “niçin CHP’ye oy vermiyorsunuz” sorusu yöneltildiğinde yine büyük çoğunluğu, Kılıçdaroğlu’nu ya da O’nun partiyi Atatürk çizgisinde çıkartan politikalarını gerekçe gösteriyor. Yani CHP’ye oy verilmeyişinin sebebi büyük oranda Genel Başkan ve Genel Başkan torpili ile vitrine konulduğuna inanılan adaylar ya da parti yöneticileri… İlginçtir sağ seçmenden oy almak için vitrine konulduğu iddia edilen Mehmet Bekaroğlu’nun ya da cemaatçi isimlerin CHP’deki varlığını, gerekçe gösteren sağ seçmen CHP’ye oy vermiyor. CHP’ye oy veren seçmenlerin de %95’e yakını Bekaroğlu, Eren Erdem Sezgin Tanrıkulu, Gürsel Tekin, Gürsel Erol gibi isimleri aslında CHP’de görmek istiyor. Peki Kılıçdaroğlu niçin ısrarla bu isimleri aday yapıyor dersiniz? Bu sorunun cevabını bulmak için Kılıçdaroğlu’nun hangi yöntemle siyasete girdiğine ve hangi yöntemle CHP’nin başına geldiğine ya da getirildiğine bakarak bulabilirsiniz. Ayrıca Kılıçdaroğlu’nun her seçim öncesi özellikle yaparcasına kırdığı potların da hata olmayabileceği yani kasıtla sırf CHP’ye zarar vermek için söylenmiş olabileceğini de göz önüne alırsanız bu soruya yanıt vermeniz hiçte zor olmaz. Tabiki proje deyiverirsiniz.

Aslında MHP’de de durum hiçte farklı değil. MHP’ye oy vermeyenlere “niçin MHP’ye oy vermiyorsunuz” diye sorduk; %80’e yakını Bahçeli’nin Genel Başkan olmasını gerekçe gösteriyor. MHP’ye oy verenlerin de %88’i Bahçeli’den hiç memnun olmadıklarını ifade ediyor. Lakin MHP’de Genel Başkanlık için ismi geçenler de bir çare ya da çıkış yolu olarak görülmüyor. Çünkü Milletin aradığı samimiyet ve yukarıda saydığım kriterler bu isimlerin hiç birisinde yok. Millette karşılığı olmayan ve heyecan vermeyen isimler Genel Başkanlık yarışına katılmış durumda. Yine Bahçeli’nin Recep Tayyip Erdoğan ile birlikte hareket ettiğini düşünenlerin oranı da bir hayli yüksek. Halkın %75’i Bahçeli’nin Erdoğan ile birlikte hareket ettiğine inanıyor. Bahçeli’nin Erdoğan’la birlikte hareket ettiğine inanmıyorum diyenlerin büyük çoğunluğu da zaten Ak Parti seçmeni. Yani işlerine böyle geldiği için inanmadığını söyleyenler aslında.

Demem oki Uşak’ı baz alacak olursak ve bu araştrmalarımızı genele mal ettiğimizi düşünürsek, millet; Ak Parti ve MHP’den umudunu tamamen kesmiş diyebiliriz. CHP’ye gelince devrimlere inanmış CHP’liler atıl vaziyette olmaktan çıkar meydanlara inerse vitrinini değiştirir, daha akılcı söylemler ile milletin huzuruna inerse, ille de Kılıçdaroğlu’nu değiştirirse belki CHP ile bir değişim yaşanabilir. Aksi takdirde bu insanlar ya sandığa gitmeyi de bırakır ya da AKP’nin tiyatrosunun bir müddet daha devamına göz yumabilir. Bu durumda Milleti bu acziyetinden kurtaracak, inanabileceği, güvenebileceği isimlerin milletle buluşması temenni etmekten başka çare görünmüyor.

Ayrıca, Nakşıbendilik ve yan kolu diğer cemaatler ile ilgili yazı dizimize tabii ki devam ediyoruz ve bir kaç güne bomba gibi bir yazı sizlerle olacak. Bizden ayrılmayın derim, vesselam.

Kaynak: Uşak Haber Merkezi

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

2011 yılından beri Vedat Orhan'a aittir!