İçeriğe geç

Uşak Halkı Kendi Köroğlu’su Çıksa Sahip Çıkar mı Acaba?

 Bazen Uşak Halkının olaylara karşı ilgisizliği ve aman sendeciliği bizleri gerçekten düşündürüyor. Acaba kötü yönetilmeye müstehak mıyız? sorusunu insana sorduruyor. Görmezden gelmeler, kılıfına uydurmalar, körü körüne savunmalar bazen insanı umutsuzluğa itiyor.

Uşak; Gençlik Merkezi olmayan Hakkari ile birlikte Türkiye’deki iki ilden birisi, ne basketbol da ne futbolda profosyonel ligde kulubü olmayan nadir illerden birisi, Üniversitesi’nde TIP Fakültesi dahil bir çok bölümün bulunmadığı kent. Hava alanı; yapılır, devasa yatırımın kapatılması söz konusu olur kimseden gık çıkmaz, Bölgesel hava alanının Kütahya sınırlarına yapılması söz konusu olur, Uşak’lının haberi karar alındıktan hatta inşaat başladıktan sonra olur. Çevre yolu yapılacak olur, Uşak’lının çevre iller kadar dahili olmaz hatta haberi bile olmaz. Otoyol geçecek olur; Kütahya bastırır, Afyon bastırır kendi çevrelerinden geçmesi için Uşak’lı uyur, uyutulur.

Samimi bir kaç insan basketbol için Balıkesir’lere Giresunlar’a maça gider daire müdürleri dahil Uşak halkı bilet dahi almadan protokole oturmanın hesaplarını yapar. Çevre illerde bir çok AVM yapılır Uşak’ta var olan AVM’nin yıkılması için bir çok insan elini ovuştururken yetkililer çözüm aramaz. Belediye Meclisi ve İl Genel Meclisi üyeleri toplantı başına para aldıkları için maksimum sınırda toplantılarını gerçekleştirir. Parayı fazla hakedebilmek için özellikle İl Genel Meclisi toplantılarında bazen sadece bir madde görüşülüp on dakika da toplantı sonlandırılır, Uşak halkının haberi dahi olmaz. Kimileri  ihaleler de hakediş sırasında kurumdan ültimas göreceğini bildiği için düşük fiyat yazar daha sonra şartnamede yazılanların bir kısmını yerine getirdiği işlerden para süpürür de kimsenin ruhu duymaz. Oturup çay içebileceği bir kaç çay bahçesi vardır, o çay bahçelerinden bazılarının da belediye mülkü olmasına rağmen halen ya iskanı yoktur ya işyeri açma ruhsatı. Ne Dikilitaş’ın ne Elmalıdere’nin bir Mevlana Parkı ya da Atapark’ı olmamıştır. Sokaklarında hala çamur görmenin mümkün olduğu gibi bir çok kurum ihalesi nedense son dakikaya bırakılır, Uşak halkının hiç dikkatini çekmez. Hangi devlet kurumuna gitse, yanında bir tanıdık götürme alışkanlığı vardır, güleryüz tatlı dil beklemek bir yana işinin görüldüğüne şükreder. Devletin teşvikleri  avantajlı kredileri vs. tanınmış bilindik isimler tarafından kullanılır, sıradan küçük esnaf ya da kobilerin çoğu kez haberi dahi olmaz. Oda başkanları yönetimleri genelde aynı isimlerden oluşur, partilerin yönetiminde bulunan isimler Belediye Meclisi, İl Genel Meclisi üyeliği kavgası verirler, dışarıdan yeni isimlere şans vermezler. Hiç Bakanlık almayı hayal dahi etmez edemez mesela. Milletvekillerinden yerelde yeterince istifade edemez. Düğünlerinde, cenazelerinde gelip boy göstermeleri Uşak’lı için bir onur kaynağıdır, yeter artar bile.

Daha sayabileceğimiz bir çok problemin arasında boğuşan bir kenttir Uşak; nakıs talihini bir türlü yenemez. Uşak Haber Merkezi ekibi olarak en başından beri halkın sesi olmaya kamuoyuna tepkilerini aktarmaya gayret ettik, ediyoruz ve edeceğiz de. Geçtiğimiz günlerde işadamı ve esnaf bir grup ile ettiğimiz sohbet esnasın da yazmadığımız bazı eksikler ile ilgili serzenişte bulunanlar oldu. Bu güne dek gerek haberlerimiz de gerek köşe yazılarımızda öğrenciden öğretim üyesine, işçisinden memuruna bir çok kesimin haklarını aradığımız sürekli takipçilerimizin malumudur. Mümkün olduğunca tarafsız, objektif analizler yapmaya ve her kesimin fikirlerine, faaliyetlerine yer vermeye çalışıyoruz. İlla ki eksiklerimiz yanlışlarımız olacaktır. Ama; güç odaklarının gücünün en küçük esnaf hatta işçi üzerinde tesirinin bile hissedildiği günümüzde gerek iktidar, gerek muhalefet, gerekse cemaat eleştirilerimizden nasibini almıştır. Elbet bizim de ticari kaygılarımız olabilir ama tüm samimiyetim ile söyleyebilirim ki hiç bir kurum yada siyasi oluşumu eleştirmemiz gereken nokta da ticari kaygı gözetmedik. Ama ben şahsen Uşak halkından umduğum tepkileri alıp alamadığımızdan emin değilim.

Yıllar önce bir hikaye dinlemiştim; Köroğlu, Bolu Beyi’nin zulmünden bıkan halkın isyanını dile getirmek, kıyam etmek, başkaldırmak üzere dağlara çıkar. Bir grup isyancıyı da saflarına katmayı başaran Köroğlu, Bolu Beyi’ne karşı çok başarılı eylemlere imza atmıştır, yine çalıp söylediği türkü ve maniler ile Bolu Beyi’ni hicv etmiş, çetin bir muhalefet örneği sergileyerek halkın isyanının sesi olmuştur ve bu durum Bolu Beyi’nin canını bi hayli sıkmaktadır. Bolu Beyi, Çamlıbel diye bilinen Köroğlu’nun meskenine defalarca baskın planlasa da muvaffak olamamış, Köroğlu’nu ele geçiremediği gibi yok da edememiştir. Bu arada Bolu Halkı Köroğlu’na içten içe muhabbet duymakta kendisi ile birlikte olamasa da Köroğlu’na zaman zaman erzak yardımı göndermektedir. Bir gün Köroğlu, alışveriş için  Bolu pazarına gelir, tabiki kendisini tanıyan halk da bir sevgi ve itibar gösterisi ile karşılaşır. Her ne ise bu arada Köroğlu’nun pazara indiğini haber alan Bolu Beyi, askerleri ile birlikte pazar yerine gelir. Bu sırada halk Köroğlu’nu bir sepetin içine saklar. Bolu Beyi bütün pazarı arasa da Köroğlu’nun izine rastlayamaz. Pazarda bulunan halka türlü tehditler ve eziyetlerde bulunsa da halk kendi kahramanını Bolu Beyi’ne teslim etmez. Rivayet bu ya o gün Bolu Beyi orada yüzlerce insanı falakadan geçirir de Köroğlu’nun yerini yine de kimseden öğrenemez.

Benim bu hikayeyi anlatma sebebim şu; Acaba oldu ya biz haddi aştık Köroğlu gibi her yanlışı yazdık söyledik, her eksiğe dikkat çektik; acaba Uşak Halkı gerektiğinde bizi sepetin içine saklar mıydı? Acaba Uşak Halkı ahde vefa gösterir mi? Bu tepkisizlik ve ilgisizlik nereye kadar sürer acaba? Merak bu ya….

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

2011 yılından beri Vedat Orhan'a aittir!