İçeriğe geç

Uşak Siyasetinde Benim Yemeyeceğim Aşın İçinde Taş Çıksın Diyenlerin Derdi Ne?

Uşak siyaset sahnesi yıllardır hep bilindik isimleri ağırlar ve bilindik senaryolar aynı kişilerce yazılır ve de oynanır. Her ne hikmetse bulunmaz hint kumaşı edasında alternatifsizmiş gibi dolaşan bu arkadaşlara hiç kimse, Mezarlıklar vazgeçilmezlerle dolu demez diyemez.

Uşak; yıllardır, aday gösterilmeyince partisini satanlar ile, rüzgarın estiği parti hangisi ise hemen oracıkta boy gösterenler ile, güçlünün yanında saf tutup yalaka tavırlar ile bir şekilde yönetim kademelerin de yer bulanlar ile, toplantılarda kadim dost edasında olup toplantı sonrası birbirinin ardından kuyu kazan, birbirine çelme takan tipler ile yönetilmiş. Her siyasi partide var olan bu arkadaşların isimleri de nerede ise hiç değişmemiştir. Bir çok sebep var belki ama Uşak’ın geri kalmışlığının en önemli sebebi ise kanaatimce işte bu talihsizliğidir.

Yıllardır kentin kaderini belirleme hususunda önder olan siyaset sahnesinin önemli isimleri olarak tanınan ancak, siyasete kattıkları artı değerin ne olduğu hususu çok tartışılacak olan bu insanlardan ve bu zihniyetten kurtulmadıkça, yeni ve genç isimlere şans verilmedikçe Uşak bu geri kalmışlığı kader olarak yaşamaya mahkum olacak diye düşünüyorum ve bu kaygılar ile bu yazıyı kaleme alıyorum. Önce hemen her siyasi parti de var olan, ve yazım ilerledikçe okuyucuların tıpkı bizim falancayı anlatmış diyerek gözlerinde canlandıracağı bu insanların tipik özelliklerinden bahsedelim ardından yaşanmış somut olayları hatırlatarak yazımı sürdürmek istiyorum.

Bitip tükenmek bilmeyen makam işgal etme arzularını, hizmet için varız nevinden kilişe sözlerle örtbast etmeye çalışırlar, kendini beğenmişliklerini, riyakar tevazular ile övgülü sözler duyduklarında estağfirullah efendim gibi cümleler kurarak gizlemeyi başarırlar, kendini yetiştirip geliştiremedikleri yüzlerine vurulduğunda hep, biz yılların partilisiyiz, yok 68 kuşağıyız yok bu dava için 80’lerde kan akıttık can verdik, cezaevine girdik, yok bu partiyi biz kurduk gibi sözlerle geçiştirip kendilerine paye çıkartırlar, katıldıkları toplantı vs. türü organizasyonlarda mutlaka fotoğraf karelerinde yer alıp caga satarlar bu ve buna benzer bir çok özellikleri vardır bu insanların.

Ak Parti’de kurulduğu tarihten beri yönetim kademelerin de bir şekilde bulunan, il başkanları değişse de değişmeyen bazı isimler var mesela. Bu nasıl olabiliyor ki il başkanı görevden alınıyor ve fakat görevden alınan il başkanın listesinde var olan bu isimler, yerine atanan başkanın listesinde de bir şekilde var olmayı becerebiliyorlar. Bu kelimenin tam anlamı ile siyasetin bukalemun tarzında yapıldığının bir ispatıdır bence. Ama bunu o arkadaşlara sorsak Partiye olan sadakatımızdandır diyeceklerdir. İlginçtir, partiye sadakat iddiasındaki bu arkadaşlar son günler de Ali Erdoğan’ı genel merkez bize rağmen aday gösterirse oy vermeyiz diyorlarmış. Ali Erdoğan’ın Ak Parti’ye geçmesine engel olma faaliyetleri içerisindelermiş. Yine Ak Parti’de geçmiş dönemler de kendi istediği kişi aday gösterilmeyince oy dahi vermeyen bir çok isim tanıyoruz ve bu isimler halen parti içinde etkili isimler. Refah Partisi’nde il başkanlığı yapmış yönetim kademesinde yer almış, farklı seçimlerde aday gösterilmiş bazı isimler, Ak Parti’de halen İl Genel Meclisi üyeliği görevi yürütmekte ve önümüzdeki dönemde de hiç de bırakmaya niyetli gözükmüyorlar. Ak Parti yönetiminin nerede ise tamamı İl Genel Meclisi ya da belediye meclisi üyesi adayı olma hesabında şimdiden pazarlıklar ve kulis faaliyetleri yapıldığı bilinmekte. Mevcut meclis üyelerinin nerede ise hiç birisinin de koltukları bırakmak istemedikleri de bilinmekte. Yine Ak Parti’de geçmiş dönemde Milletvekilliği yapmış bazı isimlerin yeniden Vekil ya da Belediye Başkan Adayı olma arzusu içerisinde olmaları bence çok enteresan bir durumdur. Enteresandır hiç kimse ben yeterince mevki ya da makam sahibi oldum artık başka genç arkadaşlara yer verelim demiyor. Daha önce İl Genel Meclisi’nde görev almış ancak maharetleri ortada olan bazı isimlerin bu dönem yeniden aday olma hesapları yaptığını işitince insan ister istemez yuh artık demekten kendisini alamıyor.

Düşünün ki bir il belediye başkanı, üstelik bağımsız olmasına rağmen tüm anketlerden yüzde 20’nin üzerinde oy alarak birinci çıkmayı başarabilen bir belediye başkanı partinize geçmek istiyor ama siz yönetimden bazıları olarak buna sırf siyasi hesaplarınız sebebi ile karşı çıkıyorsunuz. Özgüven eksikliğinden de kaynaklandığını düşündüğüm bu karşı çıkışı gösteren arkadaşlar bir anket yaptırsınlar da kendi tanınırlıklarını bir ölçtürsünler bence, il başkanlığı yapmışların dahi tanınırlığı, Ali Erdoğan’ın anketlerde aldığı oyun yarısı kadar çıksın ben yazı yazmayı bırakacağım. Bu iddiam da çok samimiyim çünkü, Uşak’ta hali hazırda faaliyet gösteren bir ajans işletmesinin sahibi olarak bu türden anketleri sık sık yaptırıyorum. Ali Erdoğan’ın şu aşamada seçimlere henüz bir yıl varken iktidar partisine geçmesi Uşak için bir kazanımdır, iktidar gücünü de arkasına alan bir belediye daha iyi hizmet vereceği bir hakikattir,  ve rahat olunsun ki Ali Erdoğan’ın Ak Parti’ye Başkan olarak geçmesi aday gösterileceği anlamına da gelmez. Bu arada hemen belirteyim ki Ali Erdoğan’ın bir çok icraatını bizzat ben köşemden eleştirdim ve eleştirmeyi sürdüreceğimden kimsenin kuşkusu olmasın. Ama bağımsız bir belediye başkanı olacağına iktidar partisi mensubu bir başkan olması kentimiz için daha evladır ve de hayırlıdır diye düşünüyorum. Ayrıca bu durum da hesap vermesi gereken merci aynı zaman da parti olacaktır, siyasi sorumluluğu da olacaktır ve buda görünmeyen bir kazanım olacaktır.

 Hali hazırda belediye başkan aday adaylığı için bile doğru dürüst bir ismin konuşulamadığı her iki muhalefet partisinde de durum hiç de bundan farklı değil diye düşünüyorum. Örneğin Cumhuriyet Halk Partisi’nde yine söylediğim zihniyette bazı isimler en son kongrede partiyi üçe bölmüş ve binbir ayak oyununun döndüğü bir kongrenin ardından büyük bir fırsat tepilmiştir. Üç listenin de içinde özellikle Fuat Yılmaz ve İsmail Demirel listesinde pırıl pırıl denilebilecek şaibesiz kimse ile ciddi bir problemi olmayan ve taban tarafından da çok sevilen, son derece kültürlü beyefendi hanımefendi ve tahsilli isimler vardı. Aslında bu listelerdeki gençler tek bir liste toparlanıp kongreye gidilebilse idi CHP bu yerel seçimlerin favori partisi olabilirdi. Ancak yine hizipçilikler geçmişten gelen kişisel kin ve nefretler, ben olmazsam olmazcılıklara kurban edildi parti. Mevcut yönetim ise henüz kadın ve gençlik kollarında bile birliği sağlayamıyor ve ancak birbirlerine muhalefet etmeyi becerebiliyorlar.

Milliyetçi Hareket Partisi cephesi de yine bir türlü yapamadığı merkez ilçe kongresinin ardından atama usulu ile diyebileceğimiz antidemokratik bir kongre süreci yaşadı. Sonuç diğer partilerden çok farklı değil. Partiyi bilindik bazı isimler yönetiyor yönlendiriyor ve aslında taban bu isimler ile ciddi problem içerisinde ve yüzlerine olmasa da arkalarından eleştirmekte. Hali hazırda belediye meclisi yada il genel meclisi üyesi olan isimlerden bir tanesinden de şu ana dek ben bir dönem yaptım yeter, artık yeni arkadaşlara taze kana ihtiyaç var diyeni duymadım. Herkes koro halinde aynı şeyi söylüyor, daha iyi yapacak birisi çıkarsa tabiki bırakırım. Ama malesef bu arkadaşlara; iyi de sen bırakmazsan daha iyi yapabileceğini yönetebileceğini nereden anlayacağız? diye soran yok.

Uşak halkı arasında bu isimlerin bir çoğundan bahsedilirken dinazorlar diye bahsedilir. Kimisi Seksen öncesi Ülkücüdür nerede ise hepsi bu ülke uğurna cezaevi görmüş, kanı akmış ya da kan akıtmışlardır, kimisi yassıada görmüştür kimisi 28 şubat hep bunlarla övünür dururlar da kente ne kattınız sorusunu sormamıza müsade dahi etmezler?

İlk Yorumu Siz Yapın

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

2011 yılından beri Vedat Orhan'a aittir!